İnsan Eve Aynı Kişi Olarak Döner mi?

02.08.2026

Oda

Üniversite okumak için evden ayrıldığımda on sekiz yaşındaydım.

Bir odam ve o odanın içinde bana ait bir hayatım vardı. Kitaplarım, eşyalarım, çalışma masam… Evdeki yerim belliydi.

Hiç tanımadığım başka bir şehre gittim. Okudum, yaşadım, çalıştım. Birkaç yıl sonra döneceğimi düşünüyordum.

Ama hayat öyle ilerlemedi.

Bir şehirden başka bir şehre, bir işten başka bir işe derken yıllar geçti. Ben kendi hayatımı kurarken ailem başka bir eve taşındı. Benim odam da eski evle birlikte geride kaldı.

Yıllar sonra doğduğum şehre döndüğümde ailem başka bir evdeydi. Benimse artık bir odam yoktu. Yanımda yalnızca bavulum vardı.

Bana elbette yer vardı. Ama yer açılması, insanın kendi odasına dönmesiyle aynı şey değildi. Artık bavuluyla gelmiş biriydim.

Aklımdan şu dizeler geçti:

Bir oda içinde doğdum, büyüdüm,
Sonra kapısını çarpıp yürüdüm.
Yıllar geçti, saçlarıma ak düştü,
Gençliğim o odada esir kaldı.
Şimdi döndüm aynı şehrin koynuna,
Bir bavul sığdı tırnağıma, boynuma.
Ne tanıyan bir yüz var ne bir selam,
Kendi evimde bir misafirim vesalam.

Doğduğum şehirdeydim, ailem yanımdaydı; ama bıraktığım eve dönememiştim. Ben uzaktayken ev, düzen ve insanlar değişmişti. Ben de değişmiştim.

Giden insan, ayrıldığı yeri bıraktığı hâliyle hatırlıyor; kalanlar içinse zaman işliyor. İnsan bıraktığını bulmak için dönüyor ama çoğu zaman başka bir hayat buluyor.

Şehir aynı adı taşıyordu. Ailem hâlâ oradaydı. Fakat benim yerim artık bir oda değil, açılmayı bekleyen bir bavuldu.

İthaka'ya Dönmek

Christopher Nolan'ın The Odyssey'si bu nedenle yalnızca büyük bir yolculuk hikâyesi değil benim için.

Homeros'un destanı başladığında Odysseus ortada yoktur. Evini talipler doldurmuş, Telemakhos babasını tanımadan büyümüş, Penelope hem beklemek hem de evini korumak zorunda kalmıştır. Odysseus dönmeden evde başka bir hikâye başlamıştır.

Nolan da iki tarafı birlikte anlatıyor: Truva'dan İthaka'ya uzanan yolculuğu ve Odysseus'un yokluğunda değişen evi. Polyphemos, Kirke, ölüler ülkesi ve Sirenler, onun nasıl bir adama dönüştüğünü gösteren duraklar.

Odysseus'u hayatta tutan yalnızca gücü değildir; kimliğini saklamayı, doğru zamanda konuşmayı ve karşısındakini okumayı bilir. Nolan bu kurnazlığa savaşın yorgunluğunu da ekliyor. Matt Damon'ın Odysseus'u, geride bıraktığı hayatı bulmayı uman bir adam gibi duruyor.

Fakat İthaka onu bıraktığı yerde beklemiyor. Telemakhos büyümüş, Penelope sarayı ve kararını korumuş, talipler yeni bir düzen kurmuştur. Odysseus'un kendi evine yabancı gibi girmesi gerekir. Kimsenin kullanamadığı yay da evin gerçek sahibini tanıyan son eşya gibidir.

Filmin ölçeği büyük: IMAX, gerçek denizler, geniş bir kadro… Ama altında sade bir mesele var: Bir adam evine dönüyor ve en zor kısmın denizler olmadığını anlıyor.

Çünkü İthaka'ya varmak başka, İthaka'daki hayata yeniden girebilmek başka.

Nolan filmi 15/70 mm IMAX için çekti. Onu bu biçimiyle gösterebilen salon sayısı dünyada yalnızca 41. Türkiye'de böyle bir salon yok. Filmi izledik ama çekildiği biçimiyle izleyemedik.

Keşke…

Hayatımızı Şarkılarla mı Dönemlere Ayırıyoruz?

Bazı kelimeler, bazı şarkılar gibi insanı eski bir zamana götürüyor. Kelefa Sanneh, The New Yorker'da pop yıldızlarının kariyerlerini artık albümlerden çok "era"larla anlattığını yazıyor. Konserler de sanatçının farklı dönemlerini aynı sahnede buluşturuyor.

Bunu kendimize çevirdiğimizde soru şu: Her dönemin başka bir şarkısı varsa, eski şarkılara döndüğümüzde eski hâlimize de döner miyiz?

Üniversite yılları, ilk iş, ilk aşk, kayıplar, yolculuklar… Bazen tarihleri değil, o günlerde dinlediğimiz şarkıları hatırlarız.

Bir Şarkı Söyleyeniyle Birlikte Yaşlanır mı?

Sözleri ve melodisi aynı kalır. Ama söyleyen insan değişir. Aradan geçen yıllar, kayıplar ve yorgunluklar sese karışır.

Neşet Ertaş'ta bizi durduran yalnızca türkü değildir. Sesindeki titremede, uzayan nefeste, kırılan bir kelimede kendimizden bir şey duyarız.

Bugün pürüzü temizlemek, yanlış notayı düzeltmek mümkün. Ama kusurlar gidince geriye her zaman daha güzel bir ses kalmıyor. Neşet Ertaş'ın Yalan Dünya'sını unutulmaz yapan, sesinin hiç kırılmaması değil; kırıldığı yeri saklamamasıdır.

Kusursuzluk hayranlık uyandırabilir. Ama insan, kendisini en çok başka bir insanın pürüzünde tanır.

Bir Tabloyu Anlamak Zorunda mıyız?

Bir türkünün bizi neden etkilediğini her zaman açıklayamayız. Belki resim karşısında da sorun burada başlıyor. Daha bakmadan anlamaya, daha hissetmeden açıklamaya çalışıyoruz.

Pera Müzesi'nin Yaz Tatili Atölyeleri'nde çocuklar resimlerde hikâyeler arıyor, bulutlardan karakterler çıkarıyor. Onlardan doğru açıklama değil, gördükleriyle ilişki kurmaları bekleniyor.

Çocuklar tabloda önce hikâye görüyor. Biz ise sanatçıyı, dönemi ve eserin ne anlattığını öğrenmeye çalışıyor; bilmediğimizde resmi anlamadığımızı düşünüyoruz.

Oysa her tablo anlaşılmak için yapılmıyor olabilir. Bir türkünün sesindeki kırığı açıklamadan sevebiliyorsak, bir tablonun karşısında da her şeyi bilmeden durabiliriz.

Bazen bakmak yeter.

Büyük Hayaller Küçüldüğünde Mutluluk Nereye Sığar?

Bazen de küçük bir şey almak…

Türkiye Trendleri 2026'ya göre toplumun yüzde 65'i, büyük harcamalar yapamadığında küçük keyifleri moral kaynağı görüyor. Capgemini'nin 12 ülkedeki araştırmasında da her on kişiden yedisi ekonomik baskıyla baş etmek için kendine küçük ödüller veriyor.

Ev, araba, uzun bir tatil ya da daha iyi bir gelecek uzaklaştıkça insan mutluluğu küçük parçalara bölüyor. Bir kahve içiyor, sevdiği bir tatlıyı alıyor, "Bugün bunu hak ettim," diyor.

Bunda yanlış bir şey yok. Ama küçük ödüller ertelenen hayatın yerini aldığında soru değişiyor: Gerçekten mutlu muyuz, yoksa yalnızca moralimizi mi düzeltiyoruz?

Belki mesele kahve değil, büyük hayallerimizin hâlâ bize ait olup olmadığı. İnsan bazen uzaktakine inanmadığı için küçük şeylerle yetiniyor. Mutluluk küçülmüyor; sığabileceği daha küçük bir yer arıyor.

Sahibi Olmadığımız Şeylere Kim Bakar?

Kendi küçük mutluluklarımıza dikkat ediyoruz. Peki bize ait olmayan şeylere aynı özeni gösteriyor muyuz?

31 Temmuz Dünya Korucular Günü'ydü. Korucular kendilerine ait olmayan ormanları, hayvanları ve tarihî alanları koruyor. Asıl soru şu: Bir şeye iyi bakmak için sahibi mi olmamız gerekiyor?

Kendi evimizi temiz tutuyor, apartmanın merdivenine aynı özeni göstermiyoruz. Bahçemizdeki ağacı koruyor, sokaktakine dönüp bakmıyoruz. Ortak olanı başkasının sorumluluğu sayıyoruz.

Belki "hepimizin" dediğimiz şeylerin "kimsenin" olmasının nedeni bu. Bir park, bir sahil, bir sokak… Sahibi olmadığımız ama her gün kullandığımız yerler.

Sorumluluk her zaman sahiplikle başlamıyor. Bazen yalnızca orada bulunmakla başlıyor. Bize ait olanı korumak kolay. Asıl mesele, bizden sonrakilere ait olacak şeylere nasıl davrandığımız.

Bakmak yalnızca korumak da değil. Bazen gördüğümüz şeyin arkasına bakmak gerekiyor.

Görkem, Gerçeği Ne Kadar Saklayabilir?

1 Ağustos 1936'da Berlin Olimpiyatları başladı. Stadyumlar dolu, törenler görkemliydi; Almanya dünyaya güçlü ve modern bir ülke görüntüsü veriyordu. Fakat bu görüntü dikkatle hazırlanmıştı.

Nazi yönetimi Yahudi karşıtı tabelaların bir bölümünü kaldırmış, baskıyı yabancı ziyaretçilerden gizlemeye çalışmıştı. Leni Riefenstahl'ın Olympia'sındaki görüntüler güzeldi. Ama güzellik gerçeği değiştirmiyordu.

Aynı oyunlarda Jesse Owens dört altın madalya kazandı. Hitler'in göstermek istediği üstün ırk düşüncesinin karşısında, siyah bir Amerikalı sporcu oyunların en başarılı ismi oldu.

Aradan doksan yıl geçti. Görüntüyü gerçeğin önüne koyma alışkanlığı sürüyor. Sosyal medyada kusursuz hayatlar, şirketlerde yalnızca başarılar, insanlarda yalnızca iyi anlar görüyoruz.

Gördüğümüz şey her zaman yalan değil. Ama çoğu zaman gerçeğin tamamı da değil. Görkem dikkatimizi çekiyor; iyi hazırlanmış bir sahne, arka tarafta ne olduğunu sormamızı geciktiriyor.

Belki bu haftanın bütün başlıkları aynı yere çıkıyor.

Eve dönmek, eski bir şarkıyı dinlemek, bir tablonun önünde durmak, küçük bir mutluluğa tutunmak, ortak olana sahip çıkmak ya da görkemli bir görüntünün arkasına bakmak… Hepsinde mesele biraz daha dikkatli bakmak.

Hayat çoğu zaman yüksek sesle konuşmuyor. İşaretlerini bir bavulda, kırılan bir seste, tablonun köşesinde, kahvenin kısa tesellisinde, sahipsiz sandığımız sokakta ve görüntünün arkasında bırakıyor.

Belki Cumartesi'nin anlamı da burada.

Hayatı değiştirmek için değil, onu biraz daha iyi görebilmek için durmak.

Çünkü bazen aradığımız şey uzaklarda değil. Sadece daha dikkatli bakmamız gereken yerdedir.

Editoryal Not ve Haklar Bildirimi

Bu yazı, Orkun Akçasarı'nın kişisel yaşam deneyiminden hareketle kaleme aldığı özgün bir denemedir. Yazının anlatı kurgusu, konu sıralaması, geçişleri, değerlendirmeleri ve ulaştığı sonuçlar yazara aittir.

Metinde anılan edebî eserler, filmler, müzik çalışmaları, sanatçılar, kurumlar, araştırmalar ve tarihsel olaylar; eleştiri, inceleme, kültürel değerlendirme ve olgusal doğrulama amacıyla ele alınmıştır. Kaynaklardan yapılan yararlanma, anlatılan konuyu açıklamak için gerekli ölçüyle sınırlı tutulmuş; doğrudan alıntılar diğer metinden açıkça ayrılmıştır. Metnin geri kalanındaki bağlantılar, yorumlar ve çıkarımlar yazara aittir.
Kaynakçada bir kişi, kurum veya yayına yer verilmesi; söz konusu kişi ya da kurumun Orkun Akçasarı'nı, AGORA – Cumartesi Yazıları'nı veya yazıda ulaşılan görüşleri desteklediği, onayladığı ya da bunlarla resmî bir bağlantı kurduğu anlamına gelmez. Metinde geçen eser, film, şarkı, karakter, kurum ve marka adları ilgili hak sahiplerine aittir. Yazı herhangi bir sponsorluk, temsil, reklam veya ticari ortaklık iddiası taşımaz.
Araştırma kaynakları yayın tarihinde erişilebilen bilgilere göre kontrol edilmiştir. İnternet sayfalarının içeriği, bağlantıları ve erişilebilirliği daha sonra değişebilir. Tespit edilen maddi hatalar, güvenilir kaynakla bildirilmesi hâlinde editoryal şeffaflık ilkesi çerçevesinde düzeltilir.
© 2026 Orkun Akçasarı. Tüm hakları saklıdır.
Bu yazının tamamı veya özgün ve ayırt edici bölümleri, yazarın önceden verilmiş yazılı izni olmaksızın çoğaltılamaz, yeniden yayımlanamaz, uyarlanamaz, çevrilemez, seslendirilemez, ticari içeriklerde kullanılamaz veya başka bir yayın adına mal edilemez. Kanunun izin verdiği ölçüde yapılacak kısa alıntılarda Orkun Akçasarı, yazının tam başlığı ve özgün yayın bağlantısı açıkça belirtilmelidir.
Yazar, bu metnin veri madenciliği, otomatik içerik üretimi veya makine öğrenmesi eğitimi amacıyla kullanılmasına açık bir lisans vermemektedir. Bu kapsamdaki kullanımlar için ayrıca yazılı izin alınması gerekir.

Bu ifade, kanundaki alıntı serbestisini yok saymadan hakkınızı saklı tutar. FSEK kapsamında alıntının açıkça belli olması ve eser ile eser sahibinin usulüne uygun şekilde belirtilmesi gerekir.

Kaynakça

Son erişim tarihi: 2 Ağustos 2026

Edebiyat ve sinema

Homeros. The Odyssey. Samuel Butler çevirisi, Project Gutenberg. Destanın Odysseus, Penelope, Telemakhos, talipler ve İthaka'ya dönüş eksenindeki ana anlatısı için kullanılmıştır.
https://www.gutenberg.org/ebooks/1727

Universal Pictures / Syncopy. "The Odyssey — Official Synopsis." Filmin yönetmeni, oyuncu kadrosu, türü ve resmî yapım bilgileri için kullanılmıştır.

https://www.odysseymovie.com/synopsis/

IMAX. "Get Tickets for The Odyssey in IMAX 70mm Film." Filmin tamamen IMAX film kameralarıyla çekilmesi ve 15/70 mm gösterim salonlarının resmî listesi için kullanılmıştır.
https://www.imax.com/news/the-odyssey-in-imax-70mm-film

Associated Press. "Prague's rare 70 mm IMAX draws thousands of Europeans for Nolan's 'The Odyssey'." Filmin özgün IMAX 70 mm formatında gösterilebildiği dünya çapındaki 41 salon bilgisi için kullanılmıştır. Türkiye, IMAX'ın resmî salon listesinde yer almamaktadır.
https://apnews.com/article/ad3d6aa02381b7253cb486231411a256

Müzik ve kültür

Mitch Therieau. "Forget Albums—Pop Stars Measure Their Careers in Eras Now." The New Yorker, 1 Ağustos 2026. Pop müzikte albümden "era" kavramına geçiş ve sanatçıların farklı dönemlerini aynı sahnede birleştirmesi fikri için kullanılmıştır.
https://www.newyorker.com/culture/the-weekend-essay/forget-albums-pop-stars-measure-their-careers-in-eras-now

Kırşehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü. "Neşet Ertaş." Neşet Ertaş'ın Abdal/bozlak geleneğindeki yeri, sanat anlayışı ve biyografik çerçevesi için kullanılmıştır.
https://kirsehir.ktb.gov.tr/TR-249493/neset-ertas.html

TRT 1. "Neşet." Neşet Ertaş'ın yaşamı, müzik geleneği ve Ah Yalan Dünya dâhil eserlerine ilişkin tamamlayıcı kaynak.
https://www.trt1.com.tr/tv/belgesel/neset

Sanat ve gündelik hayat

Pera Müzesi. "Pera Öğrenme: Yaz Tatili Atölyeleri." 29 Temmuz–7 Ağustos 2026 tarihli çocuk atölyeleri, eserleri gözlemleme ve yaratıcı biçimde yorumlama yaklaşımı için kullanılmıştır.
https://www.peramuzesi.org.tr/pera-ogrenme/program/yaz-tatili-atolyeleri/6464

MediaCat. "2026 Türkiye'si için 10 trend." Veri Enstitüsü'nün 5.600 kişiyle gerçekleştirdiği araştırma ve katılımcıların yüzde 65'inin ekonomik sıkışıklık dönemlerinde küçük ödülleri moral kaynağı olarak gördüğü bulgusu için kullanılmıştır.
https://mediacat.com/2026-turkiyesi-icin-10-trend/

Capgemini Research Institute. "Consumers are balancing spending on essentials with small indulgences that provide an emotional boost." On iki ülkeden 12.000 tüketiciyi kapsayan araştırma ve her on tüketiciden yaklaşık yedisinin finansal baskı karşısında küçük ödüllere yöneldiği bulgusu için kullanılmıştır.
https://www.capgemini.com/us-en/news/press-releases/consumers-are-balancing-spending-on-essentials-with-small-indulgences-that-provide-an-emotional-boost/

Doğa ve ortak sorumluluk

International Ranger Federation. "2026 World Ranger Day." 31 Temmuz Dünya Korucular Günü ve "Rangers: Guardians of a Changing Planet" teması için kullanılmıştır.
https://www.internationalrangers.org/world-ranger-day-2026/

Tarih, propaganda ve spor

United States Holocaust Memorial Museum. "The Nazi Olympics: Berlin 1936." Nazi yönetiminin Berlin Olimpiyatları'nı propaganda aracı olarak kullanması, Yahudi karşıtı işaretlerin geçici olarak kaldırılması, militarizmin gizlenmesi ve Leni Riefenstahl'ın Olympia filmi için kullanılmıştır.
https://encyclopedia.ushmm.org/content/en/article/the-nazi-olympics-berlin-1936

Jesse Owens resmî sitesi. "Biography: The Story of the Olympic Legend." Owens'ın 1936 Berlin Olimpiyatları'nda dört altın madalya kazanmasına ilişkin biyografik doğrulama için kullanılmıştır.
https://jesseowens.com/biography/

Facebook WhatsApp LinkedIn X Instagram