Krizler Patladığı Yerden Yönetilmez
Sebebi Oku.
Krizler Patladığı Yerden Yönetilmez
Karaciğeriniz bozulduğunda yüzünüzde kızarıklık oluşabilir.
Ama tedaviye yüzünüzden başlamazsınız.
Çünkü yüzünüzde gördüğünüz şey hastalığın kendisi değildir.
Hastalığın sonucudur.
Şirketlerde de durum farklı değildir.
Krizler çoğu zaman başladıkları yerde görünmez.
Sadece artık saklanamadıkları yerde görünür hale gelir.
Bu yüzden bir şirkette kriz nerede patladıysa, önce oraya bakarım.
Ama orada durmam.
Çünkü patlama noktası ile başlangıç noktası her zaman aynı yer değildir.
Tahsilat krizi finans masasında görünür.
Ama sebebi aylar önce yapılan müşteri seçiminde olabilir.
Vade politikasında olabilir.
Satış baskısıyla verilen tavizlerde olabilir.
"Bu müşteriyi kaybetmeyelim" diye kabul edilen şartlarda olabilir.
Nakit krizi bankada görünür.
Ama sebebi banka limiti değildir.
Stokta kilitlenen paradır.
Tahsil edilemeyen alacaktır.
Yanlış fiyatlamadır.
Kontrolsüz büyüme iştahıdır.
Zamanında alınmayan karardır.
Üretim krizi hatta görünür.
Ama sebebi her zaman üretim değildir.
Satışın müşteriye verdiği gerçekçi olmayan teslim sözünde olabilir.
Planlamanın zayıflığında olabilir.
Satın almanın gecikmesinde olabilir.
Stok bilgisinin doğru okunmamasında olabilir.
Kârlılık krizi gelir tablosunda görünür.
Ama çoğu zaman maliyet satırında başlamaz.
İskonto disiplininin kaybolduğu yerde başlar.
Müşteri kalitesinin okunmadığı yerde başlar.
Ciroyu büyütürken şirkete kalan değerin unutulduğu yerde başlar.
İnsan krizi istifada görünür.
Ama sebebi çoğu zaman istifa dilekçesinde yazmaz.
Adalet duygusunun kırıldığı yerde başlar.
Söylenenin karşılık bulmadığı yerde başlar.
Performans göstermeyenin korunduğu yerde başlar.
Yük taşıyanın görünmediği yerde başlar.
Bu nedenle bir şirketi anlamaya çalışırken sadece sorunun göründüğü yere bakmam.
Sorunun hangi zincirin sonunda ortaya çıktığını okumaya çalışırım.
Çünkü şirketler tek departmandan ibaret değildir.
Satışın kararı finansı etkiler.
Finansın sıkışması satın almayı etkiler.
Satın almanın gecikmesi üretimi etkiler.
Üretimin aksaması müşteriyi etkiler.
Müşterinin tepkisi satışa döner.
Ve sonunda herkes kendi masasındaki yangını söndürmeye çalışır.
Oysa yangın çoğu zaman başka yerde başlamıştır.
Bir yönetici için en tehlikeli hata, krizi sadece patladığı yerden yönetmeye çalışmaktır.
Çünkü o zaman belirtiyle uğraşır.
Sebebe inmez.
Finansı sıkıştırır ama müşteri seçimini değiştirmez.
Üretimi zorlar ama satış vaadini sorgulamaz.
Satışı baskılar ama fiyatlama disiplinini kurmaz.
İnsan kaynaklarından çözüm bekler ama adalet sorununu görmez.
Depoyu suçlar ama plansız büyüme iştahını okumaz.
Bu tedavi değildir.
Yüzey temizliğidir.
Şirket bir süre daha iyi görünür.
Ama aynı bozulma başka yerden tekrar ortaya çıkar.
Bu yüzden yönetim benim için görünen problemi çözmek değildir.
Problemi üreten zinciri okumaktır.
Çünkü şirketlerde krizler çoğu zaman başladıkları yerde görünmez.
Sadece artık saklanamadıkları yerde görünür hale gelir.
Ve bir yönetici için asıl mesele yangını görmek değildir.
Yangının ilk kıvılcımını bulabilmektir.
Bu yüzden tanımadığım yapıyı yönetmeye kalkmam.
Önce insanları okurum.
Sonra rakamları.
Sonra yapıyı.
Sonra gücü.
Sonra kararı.
Sonra görünürlüğü.
Ve ardından sebebi ararım.
Çünkü sebep okunmadan yapılan müdahale şirketi iyileştirmez.
Sadece krizin yerini değiştirir.
Krizler patladığı yerden yönetilmez.
Krizler başladığı yer bulunabildiğinde yönetilir.