WhatsApp Instagram

Şirketi Anlamak İçin Önce Kimin Sustuğuna Bakmak Gerekir

05.01.2026

Bir şirkette ilk günlerde herkes konuşur.

Sunumlar hazırlanır.

Raporlar paylaşılır.

Başarı hikâyeleri anlatılır.

Hedefler sıralanır.

Sorunlar listelenir.

Benim ilgimi çeken ise çoğu zaman konuşanlar değildir.

Sessiz kalanlardır.

Çünkü bir organizasyonda insanlar sebepsiz yere susmaz.

Çoğu zaman konuşmanın bir şeyi değiştirmeyeceğine karar verdikleri için susarlar.

Ve bir şirkette insanların sustuğu noktayı bulduğunuzda, çoğu zaman organizasyonun ilk kırılma noktasına da ulaşmış olursunuz.

Bazı şirketlerde insanlar fikri olmadığı için susmaz.

Söylediğinde bir şey değişmeyeceğine inandığı için susar.

Bazıları daha önce öneri getirmiştir.

Karşılık bulamamıştır.

Bazıları sorunu dile getirmiştir.

Görmezden gelinmiştir.

Bazıları riskleri anlatmıştır.

Karar ertelenmiştir.

Bazıları yanlışları söylemiştir.

Rahatsızlık kaynağı olarak görülmüştür.

Bir süre sonra organizasyon insanlara şunu öğretir:

"Konuşsan da değişmeyecek."

İşte bu cümle bir şirket için tehlikelidir.

Çünkü o noktadan sonra sessizlik huzur değildir.

Uyum değildir.

Olgunluk değildir.

Çoğu zaman güven kaybıdır.

İnanç kaybıdır.

Yönetimin duyma kabiliyetine olan inancın zayıflamasıdır.

Bu yüzden bir yapıyı tanımaya çalışırken sadece ne konuşulduğuna bakmam.

Neyin konuşulmadığına da bakarım.

Kim sürekli konuşuyor?

Kim hiç konuşmuyor?

Kim eskiden konuşurken artık susuyor?

Hangi konular masaya geliyor?

Hangi konuların etrafından dolaşılıyor?

Hangi cümleler yarım kalıyor?

Hangi sorulara cevap verilirken odada sessizlik oluşuyor?

Çünkü şirketler sadece raporlarda, hedeflerde ve toplantı notlarında kendini göstermez.

Şirket bazen en net bilgisini sessizlikte verir.

Bir organizasyonda herkes aynı şeyi söylüyorsa, bu her zaman fikir birliği anlamına gelmez.

Bazen insanlar artık farklı düşündüklerini söylemenin bir anlamı kalmadığına karar vermiştir.

Bu durum birçok satış probleminden, birçok operasyonel problemden ve birçok finansal problemden daha tehlikelidir.

Çünkü performans kaybı sonradan görünür.

Güven kaybı daha önce başlar.

Ve güven kaybı başladığında insanlar önce itiraz etmeyi bırakır.

Sonra öneri getirmeyi bırakır.

Sonra sorumluluk almaktan kaçınır.

Sonra da sadece kendinden bekleneni yapar.

O noktada şirket hâlâ çalışıyor gibi görünebilir.

Ama içeride düşünce üretimi zayıflamıştır.

Yönetim için en riskli yerlerden biri burasıdır.

Çünkü susturulmuş ya da konuşmaktan vazgeçmiş bir organizasyon, yöneticisine gerçeği geç gösterir.

Geç görülen gerçek ise çoğu zaman daha pahalı yönetilir.

Bu yüzden tanımadığım yapıyı yönetmeye kalkmam.

Önce insanları dinlerim.

Ama sadece konuşanları değil.

Susmuş olanları da.

Çünkü bazen bir şirketin en doğru raporu, henüz kimsenin yüksek sesle söylemediği gerçektir.

Share