Şirketin Fiili Güç Haritasını Okumadan Yapıyı Anlayamazsınız
Bir şirkette kararları kimin verdiğini anlamak önemlidir.
Ama çoğu zaman yeterli değildir.
Çünkü bazı yapılarda kararın altında tek bir imza vardır.
Fakat o kararın içinde birçok kişinin etkisi bulunur.
Bu yüzden ben sadece karar verene bakmam.
Karar vericilerin kulağına kimlerin ne fısıldadığına bakarım.
Kim bilgi taşıyor?
Kim bilgiyi filtreliyor?
Kim riskleri büyütüyor?
Kim sorunları küçültüyor?
Kim kendi ajandasını şirket ajandası gibi sunuyor?
Kim patronun görmek istediğini anlatıyor?
Kim görmesi gerekeni anlatıyor?
Çünkü bazı şirketlerde kararlar toplantı masasında alınmaz.
Kararlar, o masaya gelmeden çok önce şekillenmeye başlar.
Ve çoğu zaman şirketin fiili güç haritası, organizasyon şemasında değil; karar vericilerin etrafında oluşan etki alanlarında saklıdır.
Bir şirkette fiili güç haritasını anlamak istiyorsanız, önce bilgi akışını anlamanız gerekir.
Çünkü güç çoğu zaman sadece yetkiden doğmaz.
Bilgiye erişimden doğar.
Karar vericiye yakınlıktan doğar.
Güven ilişkisinden doğar.
Kimin neyi ne zaman söylediğinden doğar.
Bazen de kimin neyi söylemediğinden doğar.
Bazı şirketlerde patronun karşısına çıkan rapor doğrudur.
Ama eksiktir.
Bazı şirketlerde bilgi yanlış değildir.
Ama seçilmiştir.
Bazı şirketlerde gerçek saklanmaz.
Ama tamamı anlatılmaz.
Bu nedenle yöneticiye ulaşan bilgi ile organizasyonda yaşanan gerçek arasında zaman zaman ciddi farklar oluşur.
Ben bir yapıyı anlamaya çalışırken şu soruların cevabını ararım:
Patron hangi bilgileri kimden alıyor?
Kimler doğrudan erişebiliyor?
Kimler araya filtre koyuyor?
Hangi konu hangi kişiden geçmeden yukarı çıkamıyor?
Kim sorunları büyütüyor?
Kim sorunları küçültüyor?
Kim çözüm üretiyor?
Kim algı üretiyor?
Çünkü bazı şirketlerde pozisyonlar değil, bilgi akışı yönetir.
Ve bilgi akışını yöneten kişi çoğu zaman organizasyon şemasında görünmez.
Bir başka gösterge ise kriz anlarıdır.
Normal zamanda herkes güçlü görünür.
Gerçek güç ise kriz anında ortaya çıkar.
Sipariş durduğunda...
Tahsilat geciktiğinde...
Müşteri kaybedildiğinde...
Üretim aksadığında...
Herkes dönüp aynı kişiye bakıyorsa, organizasyon size bir şey anlatıyordur.
Bazen o kişi Genel Müdürdür.
Bazen değildir.
Bazen müdürdür.
Bazen uzman bile değildir.
Ama organizasyon kimin etrafında toplanıyorsa, fiili güç merkezlerinden biri oradadır.
Bu tabloyu okuyamayan yönetici, organizasyonun kendisini değil; organizasyonun anlattığı hikâyeyi yönetmeye başlar.
Raporları görür.
Ama raporların nasıl oluştuğunu göremez.
Kararları görür.
Ama kararların kimler tarafından şekillendirildiğini göremez.
Sorunları görür.
Ama sorunların neden o noktaya geldiğini göremez.
Sonra yanlış kişiden performans bekler.
Yanlış kişiye hesap sorar.
Yanlış kişiye yetki verir.
Yanlış kişiden sonuç ister.
Oysa gerçek akış başka yerde ilerlemektedir.
Bu nedenle yeni bir şirkete girdiğimde ilk okumaya başladığım şey görev tanımları değildir.
İnsanlardır.
Sonra rakamlardır.
Sonra organizasyon şemasıdır.
Ve hemen ardından fiili güç haritasıdır.
Çünkü bir yapının gerçeği çoğu zaman orada saklıdır.
Kimsenin yazmadığı yerde.
Kimsenin çizmediği yerde.
Kimsenin raporlamadığı yerde.
Bir şirketin fiili güç haritası, kimde unvan olduğundan çok kimde etki olduğunu gösterir.
Kimsenin söylemediği ama herkesin bildiği merkezleri gösterir.
Kararı yavaşlatanları gösterir.
Kararı şekillendirenleri gösterir.
Sorumluluk almadan güç kullananları gösterir.
Ve çoğu zaman şirketin neden olması gerektiği gibi çalışmadığını da orada bulursunuz.
Bu yüzden tanımadığım yapıyı yönetmeye kalkmam.
Önce insanların birbirleriyle nasıl çalıştığını anlamaya çalışırım.
Sonra kararların nasıl oluştuğunu.
Sonra bilginin nasıl aktığını.
Sonra gücün nasıl dağıldığını.
Çünkü bir şirketin gerçek organizasyon şeması duvarda asılı olmayabilir.
Ama fiili güç haritası her gün herkes tarafından yaşanır.
Ve çoğu zaman şirketin geleceğini belirleyen şey de tam olarak budur.